GündemGünün Haberleri

Bulgar Yazar Sophia Proneikos’un sildiği ‘mehter’ yazısı… Mehmet Çek sordu: Niye silinir



Bulgar yazar Sophia Proneikos, sosyal medya hesabından NATO Liderler Zirvesi‘nde devlet başkanlarının mehter marşlarıyla karşılanmasını “büyüleyici” bulduğunu yazdı.

Proneikos’un paylaşımı, on binlerce kişi tarafından beğenildi ve tekrar paylaşıldı. Ancak yazar, bir süre sonra paylaşımını kaldırdı.

‘YAZIYI SİLDİRTEN SEBEBİ ÇOK MERAK EDİYORUM’

Bunun ardından Gazeteci Mehmet Çek, konuya dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Yazının silindiğine işaret eden Çek, “Yazara bu kadar çok beğeni alan bir yazıyı sildirten sebebi çok merak ediyorum açıkçası? Mahalle Baskısı mı?” sorularını sordu ve şu ifadelerle devam etti:

“İnsanlar kendi siyasi çevrelerinin kalıplarına çok uymayan bir fikir beyan ettiklerinde akıl almaz bir ayıplanma, hakarete varan bir lince uğruyor, hedefe konuluyorlar. Ve ne ilginçtir bu tavra en çokta sabah akşam `fikir özgürlüğü`nü dillerinden düşürmeyen kesimde rastlıyorsunuz?”

YAZININ TAMAMI

Çek, silinen yazının tamamını tekrar paylaştı:

“..Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.

Tam da bu yüzden, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan “Mehter”in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.

Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949’da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri ön üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giriyor.

Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı.

Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa “kos” davullarının gök gürültüsüydü; ardından “zurnalar”ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru ilerlediğini inandırmaktı.

Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde “Türk usulü”nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’in müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.

Bir ritim yeter.

Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu’nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye’nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar, çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter..”

Odatv.com

Related posts

Deniz Göktaş’ın gösterisi ‘Ölü Deniz’e erişim engeli

admin

Ece İrtem’in ölüm nedeni belli oldu

admin

Kifayeti müzakere ne demek | Kifayeti müzakere ifadesinin anlamı – Son Dakika Kültür

admin

Leave a Comment